İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) 'Damla damla kriz' dosyasının bu haberinde, Türkiye'deki evsel su kullanım alışkanlıkları, su yönetimi politikaları ve iklim değişikliği ile kuraklığın bu alana etkileri ele alındı.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre Türkiye'de yıllık 57 milyar metreküp olan toplam su tüketiminin yüzde 12'si, yani yaklaşık 6,8 milyar metreküp su, evsel kullanımda tüketiliyor.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Mütevelli Heyeti Başkanı Halil Fatih Akgül, Türkiye'de kişi başına günlük 217 litre su tüketildiğini, bunun hem dünya ortalamasının hem de sürdürülebilir yaşam için önerilen 150 litrenin üzerinde olduğunu söyledi.
Evlerde suyun ağırlıklı olarak hijyen amaçlı kullanıldığını kaydeden Akgül, 'Duş, banyo yapmak veya bulaşık, çamaşır yıkamak evsel su tüketiminin takribi yüzde 70'ini oluşturuyor. Bunun yanında yemek yaparken mutfakta kullandığımız ya da arıtma cihazından su içmek için kullandığımız sular da tüketimin yaklaşık yüzde 15-20'si.' dedi.
'Duş süresini 1 dakika kısaltmak yılda 5 ton su tasarrufu sağlıyor'Günlük yaşamda farkında olmadan yapılan basit hataların su israfını artırdığına dikkati çeken Akgül, klasik 16 litrelik rezervuarların dört kişilik bir ailede ayda yaklaşık 4 ton su tüketimine neden olduğunu, çift kademeli veya düşük hacimli sistemlerle bu miktarın yüzde 70'e kadar azaltılabileceğini vurguladı.
Akgül, uzun duş süreleri ve yüksek debili duş başlığı kullanımının bir diğer yaygın hata olduğunu, geleneksel başlıklar dakikada 15-20 litre su harcarken tasarruflu modellerde bu miktarın 9-12 litreye kadar düşebildiğini, duş süresini yalnızca 1 dakika kısaltmanın da yılda yaklaşık 5 ton su tasarrufu sağladığını aktardı.
'3-7-10 kuralı'nı uygulayarak, yani musluğu 3 saniye açıp elleri ıslattıktan sonra kapatıp, sabunladıktan sonra 7 saniye durulayıp toplam 10 saniyelik su kullanımıyla tasarruf sağlanabileceğini anlatan Akgül, 'Bir kişinin 3-7-10 kuralına uymadığını ve günde 2 kez, 1 dakika boyunca suyu kapatmadan diş fırçaladığını düşünelim, bu yıllık bazda yaklaşık 8 ton su israfına tekabül etmekte. Bu davranışı nüfusumuzun yüzde 20'sinin yaptığını varsaydığımızda ise yılda yaklaşık 13 milyar liralık suyun boşa aktığını ve israf olduğunu söyleyebiliriz.' diye konuştu.
Evsel su kullanımındaki israfın sadece evin içini değil binanın kullanım alanlarını da kapsadığına işaret eden Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Kendi evinde kendi aracını yıkamayı tercih ettiğinde kişi, ona dur diyen biri olmadığı için ciddi anlamda su tüketiyor. Daha güzel olsun, daha temiz olsun derken bir bakmışsınız hanenin belki bir haftada tüketeceği suyu araba yıkarken harcamış. Veya bahçe sulaması. Otomatik bahçe sulamaları yöntemini kullanmak yerine geleneksel hortumla suluyor. Dediğim gibi bu uygulamalar biraz keyfe kaçıyor. Bunları haftalık bazda alt alta koyduğunuzda metreküplerce su yapıyor.'
'Toplumda yaygın bir su koruma kültürü oluşturabilmiş değiliz'Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, evsel su kullanımının toplam tüketimde büyük paya sahip olmasa da iklim değişikliğinin yarattığı meteorolojik ve hidrolojik kuraklıktan ilk etkilenen, kullanımı sürekli ve yerine ikamesi olmayan yaşamsal bir ihtiyaç olarak kritik önem taşıdığını söyledi.
Evlerde suyun farkında olarak değil alışkanlıklarla tüketildiğini dile getiren Yıldız, 'Türkiye'de su bilinci konusunda bazı ilerlemelerin olduğunu söylemek lazım ancak bu bilincin tam yerleştiği ve bir kültür haline geldiğini söylemek maalesef zor. Toplumda yaygın bir su kullanımı ve su koruma kültürü oluşturabilmiş değiliz. Bunu nereden anlıyoruz? Resmi bazı çalışmalar var. Mesela yaklaşık 3 yıl önce Tarım ve Orman Bakanlığında bir anket çalışması gerçekleştirildi. Bu anket çalışmasına katılanların yüzde 89'u gelecekte susuzluk yaşanabileceğini düşünüyor ancak anketten aynı zamanda bu kaygının su tasarrufu davranışlarına ve alışkanlıklarının değişimine tam olarak yansımadığı sonucu çıktı.' dedi.
Yıldız, Türkiye'de evlere ulaşan suyun ortalama yüzde 40'ının şehir şebekelerinde kaybolduğunu, su yönetimiyle ilgili yapılması gerekenlerin başında şebeke kayıplarının azaltılmasının geldiğini ve böylece yeni baraj yapılmaya gerek kalmadan daha ucuz, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışı oluşturulabileceğini ifade etti.
Şebekelerdeki kayıp ve kaçaklardan kaynaklanan su kaybının yüzde 20'ye indirilmesi durumunda kurak dönemlerde şehirlerin su arz güvenliğinin yüzde 10 ila 15 artırılabileceğini, 1,8 milyon kişiye hiçbir ilave yatırım yapmadan su temini yapılabileceğini ve 400 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine eş değer enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirten Yıldız, aynı zamanda yaklaşık 10 milyon ağacın yıllık karbon tutma kapasitesine eş değer bir emisyon azaltımı sağlayarak çok önemli bir ekolojik fayda sağlanabileceğinin altını çizdi.
Su verimliliğinde farkındalığın davranışa dönüşmesi için kampanyaların, erken yaşlardan başlayan su bilinci eğitiminin ve teknolojik desteklerin güçlendirilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulunan Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı:
'Evsel su kullanımının sürdürülebilir hale getirilebilmesi için hem su yönetimine hem de su kullanıcılarına önemli görevler düşüyor. Su yönetimi, su kaynaklarını en verimli şekilde ve doğayla en barışık şekilde kaynaktan çeşmeye sağlama anlayışını benimsemeli. Su kullanıcıları ise suyun artan önemine binaen ve iklim değişikliği etkisi altında suyu daha verimli kullanmayı kendi önüne bir yaşam anlayışı olarak koymalı.'
Muhabir: Biriz Özbakır




